Rızık

Rızık, terim olarak "Yüce Allah'ın canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği şeyler"e denir. İslam inancına göre her canlının rızkını veren Allah Teala'dır.

Kur'an'da; "Yer yüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın..." (Hûd, 11/6) buyurulmuştur.
Yüce Yaratıcı rızkı kullarından kimine bol kimine de az olarak verir: "Allah rızkı dilediğine bol verir (dilediğine de) kısar" (Ra'd, 13/26). Rızkın taksim ve takdiri tamamen Cenab-ı Hakk'a ait olan bir husustur. Kul dünyada çalışır, çabalar, sebepşere sarılır ve rızkını elde etmek içn her meşru yola başvurur. Allah da kulunun gayret ve çabasına göre rızkını yaratırç Allah'ın, kulun rızkını rakdir etmesi tembellik yapmayı, çalışmamayı, miskinlik edip boş boş oturmayı, yanlış bir tevekkül anlayışına kapılarak "Nasıl olsa Allah benim rızkımı gönderiri" demeyi hiç bir şekilde gerektirmez. O halde çalışmak kuldan, rızkı yaratmak ise Allah'tandır.
Dinimiz rızkın helal yollardan elde edilmesini ister. Bir ayette: "Artık Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin..." (Nahl, 16/114) buyurularak helal olanların yenilmesi emredilmiş, haram olanlar ise yasaklanmıştır.

Bir Ayet Bir Yorum - Bir Ayet Bir Yorum

Read More......

Hz. Peygamber ve Vahiy

İnsan hem yapısı gereği hem de bulunduğu konum itibariyle ilahi mesaji doğrudan almada zorlanacağından; mesaj, vahiy meleği aracılığı ile ilahi alemden insanlık alemine, insanın kavrayabileceği düzeyde indirilerek insan olan peygambere gönderilmiştir.

İlahi mesajın anlaşılması ve uygulama yönteminin tesbiti için Peygamberin aracılığına ihtiyaç vardır. Nitekim Allah Teala da bu gerçeğe dikkatimizi çeker ve bir çok ayette Peygambere uyulmasını emreder:
"De ki: 'Ey İnsanlar! Ben sizin hepinize gönderilmiş göklerin ve yerin sahibi Allah'ın elçisiyim. O'ndan başka tanrı yoktur. O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve O'nun kelimelerine gönülden inanan, elçisine iman edin ve ona tabi olun ki, doğru yolu bulasınız." (A'raf, 7/158).

Read More......

Nazar

İslami kaynaklarda "isabet-i ayn" olarak geçen ve kültütümüzde daha çok "nazar değmesi", göz değmesi olarak kullanılan "nazar"; özellikle bazı kimselerin bir insana, hayvana veya güzel bir eşyaya, alete bakması ile ona etki etmesi, zarar vermesi, insanın hastalanması gibi anlamlarda kullanılmaktadır.

Peygamberimiz (s.a.s.): "Göz değmesi gerçektir" (Buhari, "Tıb", 36) buyurmuştur.
Allah'tan yardım isteyerek, nazara karşı Fatiha, İlhas Felak ve Nas sürelerinin okunması tavsiye edilmiştir.

Ancak nazar değmesin diye muska, gök boncuk, ağaç parçası, at nalı, kafa tası vb. şeyler takmaki nazardan kurtulmak için kurşun döktürmek, tütsü yapmak doğru değildir.

Peygamberimiz (s.a.s.), "Allah'ım! Ey insanların Rabbi! Ey acıyı, sıkıntıyı, hastalığı gideren Allah, bu hastaya şifa ver, çünkü sen şifa verensin, senden başka kimsede şifa veremez. Bu hasataya öyle bir şifa ver ki, onda hiçbir hastalık kalmasın." diye dua etmiştir. (Ebu Davud, "Tıb", 19; Buhari, "Tıb", 38)

Yine Peygamberimiz kötülüklere, kötü insanların şerlerine karşı "Yarattıklarının şerrinden tam kelimeleriyle Allah'a sığınırım" diyerek Allah'a sığınmıştır (Ebu Davud, "Tıb", 19)

Read More......

İnsanın Yaratılış Gayesi

Allahu Teala, kainattaki her şeyi ilahi bir gaye ve belli bir ölçüye göre yaratmıştır. Bütün varlıklar bize Rabbimizi tanıtmakta ve yaratılan her şey O'nu anarak tespih etmektedir.

Kur'an-ı Kerimde'de: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tespih eder. O'nu övgü ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tespihini anlamazsınız..." (İsra, 17/44) buyrulmaktadır.

Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle en güzel surette yaratılan ve bütün yaratılmışların kendisine hizmet etmek için yarıştığı insan da, bu kadar nimeti veren Yüce Yaratıcıyı çokca anmalı ve sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Allahu Teala, "Ben insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım" (Zariyat, 51/56) buyurarak, insanın başıboş davranamayacağını haber vermektedir.

Yüce Rabbimiz: "Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O azizdir, gafurdur" (Mülk, 67/2) buyurara bütün insanlığın hayat boyunca bir imtihandan geçtiğini haber vermektedir.

O halde bizler de ömrümüzü, hesabını verebileceğimiz davranışlarla tüketmeye, hayatımızı Allah'ın rızasına uygun şekilde sürdürmeye gayret gösterelim.

Bir Ayet Bir Yorum Bir Ayet Bir Yorum

Read More......

Allah'ın Rahmetinden Ümit Kesilmez

Rahman ve Rahim Allah'a nispet edilen en güzel isimlerdendir. Bu isimler Allah'ın rahmetinin inanan, inanmayan, iyi ya da kötü bütün kullarını kapsadığı ve O'nun çok merhamet edici olduğunu vurgulamaktadır.

Bu yüzden insan Allah'ın rahmetini, ihsanını düşünerek affedileceğini ümit etmelidir.

Çünkü Allah: "De ki; Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Zümer, 19/53) buyurarak rahmetinde ümit kesilmemesini, bağışlama ve merhametinin çok olduğunu bildirmektedir.

Ancak "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin"den günah işlemeye devam edin anlamı çıkarılmamalıdır. Bu ayetten çıkarılabilecek en iyi ders, insanların ne kadar günahkar olurlarsa olsunlar tevbelerinin kabul edilebileceğinin ve bir an önce kötü yoldan vaz geçip Allah'a yönelmeleri gerektiğinin şuuruna varmalarıdır.

Gerçekten de Allah'ın rahmeti sonsuzdur ve her şeyi kuşatan bir özelliğe sahiptir. İnsana düşen ise bu ilahi rahmetten ümidini kesmemek ve rahmetten olduğunca istifade etmektir.

Bir Ayet Bir Yorum Bir Ayet Bir Yorum

Read More......