İman, güven, söz vermek, korumak ve huzur anlamlarını ifade eden "emin" kökünden türemiş Arapça bir kavramdır. İstami anlam açısından bakıldığında, Allah'ın varlığına ve birliğine, elçisine ve onun peygamberliğine, Allah Tealadan getirdiği ve tartışmasız olan dini esasların tümüne içtenlikle inanmayı ifade eder.
İmanın anlamlı olabilmesi için inanan kimselerin bunda samimi olmaları gerekmektedir. Ancak bu takdirde iki cihan saadetine ulaşabilirler. Bir ayette Allah (c.c.) şöyle buyuruyor. "Her kim mü'min olarak iyi işler yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar" (Ta-ha, 20/112)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de, bir hadiste, "Allah cennetlikleri cennete, cehennemlikleri cehenneme koyacak, sonra kalbinde hardal tanesi kadar imanı olan birisini cehennemden çıkarın diyecektir." (Buhari, "İman", 15; Müslim, "İman", 82)
İnanılması gereken dini öğeler özetlenerek "iman esasları" biçiminde dile getirilmiştir. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, "...Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba, peygamberlere inanandır..." (Bakara, 2/177) buyurulmaktadır.
Bir Ayet Bir Yorum Bir Ayet Bir Yorum