Yalan, bir bir kimsenin gerçeğe aykırı olduğunu bile bile söylediği söz, kandırmak için söylenen asılsız söz anlamında kullanılan ahlakla ilgili bir terimdir. Hile ise bir kimseyi istenen yönde irade beyanında bulundurmak için yanlış bir kanaat uyandırarak veya mevcut bulunan hatalı fikrin devamını sağlayarak yanıltnayı ifade eder.
İslam dininin en çok önem verdiği ve temel ilke olarak benimsediği ahlaki erdemlerin başında, doğruluk ve dürüstlük gelir. Müslüman'ın özüne ve sözüne güvenilir dosdoğru olması, elinden ve dilinden herkesin emin olması istenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s), sattığı buğdayın ıslandını yığının altına gizleyen bir sahabeyi "Bizi aldatan bizden değildir" diyerek uyarmıştır. (Buhari, "İman", 164)
Yalan ve hile insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, dostlukları yıkar. Yalancı ve hillekarlar, kendilerine güvenilmeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler. Bir başka hadiste de "Yalan kötülüğe, kötülük cehennem'e götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında yalancılardan yazılır." buyurulur. (Buhari, "Edep", 69; Müslim, "Birr", 103/105). Yalan ve hilekarlık kötülük ve haksızlıkları, çirkinlik ve edepsizlikleri örtbas etmek için başvurulan bir yoldur. Her ikisi de dinimizin şiddetle yasak ettiği fenalıklardandır.
Bir Ayet Bir Yorum