Beddua

Beddua; herhangi bir sebepten dolayı bir kimse hakkında kötümser istek ve temennide bulunmaktır. İnsanın, kendisi veya başkaları aleyhinde "Allah kahretsin, Allah belasını versin" gibi ifadelerle yaptığı dualara beddua denir.

İslam, beddua etmeyi yasaklamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.): "Kendi aleyhinize, evlatlarınızın ve mallarınızın aleyhine sakın beddua etmeyiniz ki; duaların kabul olacağı bir saate rastlarsınız da bedduanız kabul olmuş olur." (Müslim, "Zuhd", 74) buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.s.) rahmet peygamberiydi; beddua etmekten kaçınırdı. İslam'ı tebliğ için Taif'e gittiğinde, orada kötü davranışlarla karşılaşmış; dönüşte taş yağmuruna tutulmuş, ayakları kanlar içerisinde kalmıştı. Allah tarafından kendisine; "Onlar aleyhinde yapacağı bedduanın kabul edileceği, dilerse onları helak edeceği" bildirilmiş; fakat O; "Hayır, belki bunların neslinden sana ibadet edecek çocuklar doğar. ya Rabb" (Buhari, "Bed'ül-Halk", 7) demişti.

Uhud'da dişini kıran, yüzünü yaralayan düşmanları için: "Allah'ım! Kavmimi hidayete erdir, çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar" diye dea etmişti.

Peygamlerimizin Allah düşmanlarına beddua ettiği de olmuştur. İslam davetçilerini şehit eden Kilab kabilesine, Kabe'de namaz kılarken kendisiyle alay eden müşriklere, Hendek muharebesinde düşmana beddua etmiştir.

Bir Ayet Bir Yorum Bir Ayet Bir Yorum