Hz. Peygamber ve Vahiy

İnsan hem yapısı gereği hem de bulunduğu konum itibariyle ilahi mesaji doğrudan almada zorlanacağından; mesaj, vahiy meleği aracılığı ile ilahi alemden insanlık alemine, insanın kavrayabileceği düzeyde indirilerek insan olan peygambere gönderilmiştir.

İlahi mesajın anlaşılması ve uygulama yönteminin tesbiti için Peygamberin aracılığına ihtiyaç vardır. Nitekim Allah Teala da bu gerçeğe dikkatimizi çeker ve bir çok ayette Peygambere uyulmasını emreder:
"De ki: 'Ey İnsanlar! Ben sizin hepinize gönderilmiş göklerin ve yerin sahibi Allah'ın elçisiyim. O'ndan başka tanrı yoktur. O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve O'nun kelimelerine gönülden inanan, elçisine iman edin ve ona tabi olun ki, doğru yolu bulasınız." (A'raf, 7/158).

Read More......

Nazar

İslami kaynaklarda "isabet-i ayn" olarak geçen ve kültütümüzde daha çok "nazar değmesi", göz değmesi olarak kullanılan "nazar"; özellikle bazı kimselerin bir insana, hayvana veya güzel bir eşyaya, alete bakması ile ona etki etmesi, zarar vermesi, insanın hastalanması gibi anlamlarda kullanılmaktadır.

Peygamberimiz (s.a.s.): "Göz değmesi gerçektir" (Buhari, "Tıb", 36) buyurmuştur.
Allah'tan yardım isteyerek, nazara karşı Fatiha, İlhas Felak ve Nas sürelerinin okunması tavsiye edilmiştir.

Ancak nazar değmesin diye muska, gök boncuk, ağaç parçası, at nalı, kafa tası vb. şeyler takmaki nazardan kurtulmak için kurşun döktürmek, tütsü yapmak doğru değildir.

Peygamberimiz (s.a.s.), "Allah'ım! Ey insanların Rabbi! Ey acıyı, sıkıntıyı, hastalığı gideren Allah, bu hastaya şifa ver, çünkü sen şifa verensin, senden başka kimsede şifa veremez. Bu hasataya öyle bir şifa ver ki, onda hiçbir hastalık kalmasın." diye dua etmiştir. (Ebu Davud, "Tıb", 19; Buhari, "Tıb", 38)

Yine Peygamberimiz kötülüklere, kötü insanların şerlerine karşı "Yarattıklarının şerrinden tam kelimeleriyle Allah'a sığınırım" diyerek Allah'a sığınmıştır (Ebu Davud, "Tıb", 19)

Read More......