Özel Mülkiyette Kamu Hakkı

İslam'a göre mülkün aslı sahibi, Allah'tır. İnsan, yaratıkların halifesi; kainatın bekçisi ve emanetçisi niteliğindedir. Bu itibarla insan, özel mülkiyet hakkına sahiptir. Bu mülk ve servet, kazananın dokunulmaz bir hakkı olmakla birlikte bir yönüyle de kamuya; yani yaşadığı topluma aittir. Zira insan yaratılışı gereği tek başına yaşayabilecek bir varlık değildir. O, mülk ve servetini toplumun diğer bireyleriyle yaptığı ticaret ve alış verişe borçludur.

İslam dini, bireyin ve kamunun hakkına tecavüz anlamına gelen haksız kazancı, rüşveti, hırsızlık ve ribayı yasaklayarak, özel mülkiyet kadar kamu hakkının korunmasına da özen gösterir. Zira kamunun hakkı, toplamun diğer bireylerinin hakkıdır ve özel mülkiyet gibi dokunulmazdır. Diğer taraftan Kur'an, müminlerin "Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır." (Zariyat, 51/19) buyurur. Kur'an'da servetin sadece zenginler arasında dolaşam bir sermaye olmaması gerektiği vurgulanır (Bk. Haşr, 59/7). Böylece İslam, özel mülkiyetin kamuya; diğer insanlara ve devlete bakan yönünün olduğunu ifade eder.

Bir Ayet Bir Yorum